Patronu Neden Kovdum?
geri dön

okuma süresi

3 dk

yayınlanma tarihi

12.10.2021

Patronu Neden Kovdum?

Her sabah “Patron”u olduğum Latro’ya, “Genel Müdür” pozisyonuyla gelir, ofise verilen sınırlı sayıdaki kapalı otopark yerlerinden birine arabamı bırakırdım. Arabamdan sadece 10 metre yürüyerek direkt bizim ofise çıkan asansörlere ulaşırdım. Giriş bankosunda “Buyurun, Haluk Bey!” denerek karşılanır ve sonra büyük “Patron” odasına giriş yapardım. Herkesten daha konforlu koltuğuma oturur, ihtişamlı “Genel Müdür” masamda bilgisayarı açarak çalışmaya başlardım.
Patronu Neden Kovdum?

Peki, bunları anlatırken neden mi di’li geçmiş zaman kullandım? Çünkü biz sonra,  "Patron"u kovduk, "Genel Müdürlük" pozisyonunu da kapattık! Bunu neden mi yaptım? Çünkü aslında hayatım boyunca zaten hiç içime sindiremediğim, bir türlü faydasına inanmadığım hiyerarşik yönetimi tamamen ortadan kaldıran; öz-yönetim anlayışına geçişin, ilk önce kendi unvan ve pozisyonumdan başlaması gerektiğine inandım.

 

Aylar önce çok değerli bir dostumun tavsiyesi üzerine okuduğum Reinventing Organizations  kitabından çok etkilendim ve büyük ihtimalle her şeyin fitili burada yandı. Bu kitapta da bahsi geçen öz-yönetim (self management) modelini biraz da detaylı inceleyince, bugüne kadar inandığım anlayışın ancak bu yönetim şekliyle mümkün olacağını fark ettim. Üstüne bir de Türkiye’de bu yönetim modeline çok inanan bir platform ve ekibinin varlığını keşfetmek beni inanılmaz cesaretlendirdi. Ve biz bu platformdaki (Restartlab arkadaşlarla beraber otonom yönetilen (self-managed) bir organizasyon olma yolculuğuna çıktık. Ekosistemdeki çalışma arkadaşlarımın da bu değişime olan inanç ve destekleri beni müthiş motive etti, süreci de çok keyifli hale getirdi.

 

Biz, bu özgün yolculuğumuza Latro Way diyoruz. Modelimizde; yönetici bireyler yerine, “değerler”imizin rehberlik ettiği, “prensip”lerimizle güçlenen ve odağında da “amaç”ımızın bulunduğu otonom takımlar var.  Radikal şeffaflık politikasıyla tüm veriler bu ekosistemdeki herkese açık, ki zaten takımlar da bu şeffaf verileri ve ortak aklı kullanarak tüm kararları alıyor, yani kendi özgür seçimlerini yapıyorlar.  Belki de bu sistemin en önemli farklarından biri, sağladığı büyük özgürlük alanı. Bu alan; girişimci ruhlu, tutkulu, hayatta fark yaratmak isteyen bireylerin dikkatini çekerken, aynı zamanda şirket içerisinde de yaratıcılığı ve yüksek sorumluluk duygusunu tetikliyor. Yaratıcılığı çok güçlü öne çıkaran bu yapı, yeni dünyanın vazgeçilmez öğesi olan inovasyonu da kültürünün en güçlü öğesi haline getirmeye başladı.

 

Bürokrasiden tamamen arındırılmış bu özgürlük alanı, bireylerin kendilerini keyifle keşfetmelerine ve özgürce gerçekleştirmelerine olanak sağlarken, kolektif yönetim ve karar mekanizması da takımca bu yolculuğu beraber yaşamanın güvenini artırıyor. Bireyin kendini ifade etmesinin önündeki tüm engellerin kaldırıldığı bu yönetim anlayışı, doğal olarak kişisel gelişim yolculuğunu çok destekliyor.

 

Biz, Latro’da ortak aklın ne kadar güçlü olduğunu görüyoruz. Ortak aklın sinerji etkisine ve büyük gücüne inanıyoruz. Bu gücün müthiş yeni olasılıklar yaratabildiğine nerdeyse her gün şahit oluyoruz. Radikal şeffaflığın, hiyerarşik kontrol mekanizmalarına olan ihtiyacı tamamen kaldırdığını bizzat yaşıyoruz.  Öz-Yönetim ya da bizim deyişimizle “kolektif yönetim” bize çok iyi geldi, daha gidecek çok yol var ama ben şimdiden bu yolculuk için çok heyecanlıyım ve bu süreçten keyif duyuyorum.

 

Artık her sabah, sadece “kurucu” su olduğum Latro’ya geldiğimde bina dışında otopark yeri arıyorum. Biraz daha uzun yürüyorum ama sabah havasını içime çekerek ofise giriyorum. Çok samimi bir şekilde giriş bankosunda “Günaydın Haluk, bugün nasılsın?” denilerek karşılanıyorum. Sonra çantamı herkes gibi, ben de dolabıma koyup bilgisayarımı alarak oturacak müsait bir yer arıyorum. Üstelik masa sandalye olmak zorunda da değil; belki bir salıncak, belki ayaklarımı uzatacağım bir koltuk ya da amfide bir basamak…

 

Eskiye göre nasıl mı hissediyorum?

 

Binlerce kat daha özgür, yüzlerce kat daha mutlu, çok daha heyecanlı, çok ama çok daha “ben” hissediyorum. Bu yüzden daha yaratıcı, daha faydalıyım! Tıpkı tüm Latro’lular gibi…

birlikte yaratabileceğimiz yeni olasılıkları keşfetmek için bize ulaşın